

|
Rize İzlenimleri / Hilmi YAVUZ
Trabzon'dan dostlarla, sevgili Serdar Bedii Omay'ın arabasıyla cümbür cemaat Rize'ye gittik. Trabzon'a birçok kere gitmiş olmama rağmen ve çok istediğim halde, bir türlü Rize'ye gidebilmek kısmet olmamıştı. Oysa, bildiğiniz gibi, birbirine çok yakın iki kent Trabzon ile Rize. Bu defa, şeytanın bacağını kırdık; geçtiğimiz hafta sonu, 23 Nisan'da Rize'deydik. Rize'de de sevgili dostlarım vardır; o güne kadar hep 'gıyaben' sürmüş olan bu dostluğu, o gün Rize'de, deyiş yerindeyse, 'vicahiye' çevirdik. İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nin önünde, yağmurlu bir öğleden sonrasında, hepsi oradaydılar: Rize Anadolu Öğretmen Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hasan Öztürk ve Rize Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı Başkanı Yardımcı Doçent Dr. Ahmet Albayrak... Dostlarım benden 'Şiire Çıkan Yollar' başlıklı bir konferans vermemi istemişlerdi: İsmail Kahraman Kültür Merkezi, çok uzun bir süreden beri görmediğim kadar kalabalıktı. Rize'nin değerli Valisi sayın Kasım Esen, Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu ve Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce dostum da oradaydılar. Her zaman söylemişimdir: Anadolu insanının entelektüel ilgisi, metropol insanının ilgisinden çok daha yoğun ve sıcak oluyor. Hele, o Anadolu şehrine ilk defa gidiyor iseniz... Rize'de de öyle oldu. Sevgili kardeşim Hasan Öztürk'ün, eksik olmasın, beni tanıtan o incelikli ve zarif konuşmasından sonra, ben 'Şiire Çıkan Yollar'ı anlattım. Ama ilgi, sadece 'şiir'le sınırlı kalmadı: Genç akademisyenler beni soru yağmuruna tuttular: 'Oryantalizm'den, entelektüel tarihimize ilişkin soruların ardı arkası kesilmedi. Bu sorulardan en dikkate değer olanını, Rize İlahiyat Fakültesi'nde yardımcı doçent olarak görev yapan Dr. Zafer Erginli sordu. Onunla, konferanstan sonra da konuşmak ve kendisini daha yakından tanımak fırsatını buldum. Sadece onu mu, yine Rize İlahiyat Fakültesi Din Felsefesi Anabilim Dalı'ndan Dr. Latif Tokat'ı da... Okurlarım belki hatırlayacaklardır, bundan aşağı yukarı üç yıl önce Heidegger üzerine yazdığım birkaç yazı, benim beklemediğim kertede ilgiyle karşılanmıştı. Dr. Latif Tokat, bana o sırada gönderdiği bir makaleyi hatırlattı: 'Heidegger'de Şiirsel Dil-Metafizik İlişkisi': Bu makale, o zaman elime geçmemişti: Dr. Tokat'tan tekrar göndermesini rica ettim. İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nin genişçe bir salonu Çay Müzesi olarak hazırlanmış. Genel Müdür Ekrem Yüce kardeşim, bana müzeyi gezdirdi. Çay üretimi teknolojisindeki dönüşümleri somut bir biçimde gösteren bir müze bu... Bir de şu: Rize'de bir yazar ve şair olarak gerçekten olağanüstü bir okur topluluğu ile karşılaştım. Ama, yukarıda da belirttiğim gibi, Anadolu'da daha önce tanık olduğum yoğun ilgi dolayısıyla, hiç şaşırmadım buna... Konferanstan sonra İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nin büyük salonunda, kitap imzalarken konuşmak imkanını bulduğum Rize'li değerli okurlarıma gerçekten minnetdarım. Beni, zaman zaman büyük şehirlerde yaşadığım o düşmanlık, cehalet ve maruz bırakıldığım zihin malüliyetlerinin sıkıntısından kurtardılar... Bu ferahlık duygusunu, çok kısa süren yemek esnasında da, konferansı örgütleyen dostlarla da yaşadım. Rize'ye, hani nasıl derler, ateş alır gibi gittim ve döndüm. Trabzon'dan kalkacak olan uçağa yetişmek için, Trabzon'lu dostlarımla birlikte, alelacele ayrıldık Rize'den. Rize'yi tekrar görmek? Belki bir gün!
Zaman, 2 Mayıs 2007 |